Dünya modası ve trendleri denildiğinde aklımıza hemen Avrupa gelir. Sınır tanımaz kültür zenginliğini saklı tutan bu topraklarda yaşamış medeniyetleri hatırlamayız bile. Nedense ünlü tasarımcılar, adından övgü ile bahsedilen markalar hep yabancı menşelidir. Günümüz dünya modasına bu isimlerin imzalarının süslediği stiller yön verir. Dünyanın dört bir köşesinde hem isimleri hem de ülkeleri bilinir. Bir nevi kültür elçileridir ünlü tasarımcılar. Koleksiyonları ile kendi stilleri, tarzları kadar, yaşadıkları topraklardaki alışkanlıkları, gelenekleri de anlatırlar. Tasarım sadece görsellik değildir, kültürdür; yaşam biçimlerini, bilgi birikimlerini fark ettirmeden aktarır çevresine. Ülkemizin adını bu alanda duyuran ender isimlerden biri Sevan Bıçakçı. Yaptığı mücevher tasarımlarıyla dünya çapında tanınıyor. Kapalıçarşı'da Sevan stilini benimsettikten sonra dünya mücevher modasında da trendlerin belirlenmesinde önemli rol oynadı. 3 yıl art arda tasarım Oscar'ı olarak da anılan Couture Tasarım Ödülü'nü aldı. Bıçakçı, yeni koleksiyonu ile de yine adından çok söz ettireceğe benziyor. İlhamı Kaz Dağları'ndan Binlerce değerli taş ile tasarlanan çok özel 53 parçadan oluşan IDA koleksiyonu bu topraklardaki zenginliği parmaklara taşıyor. "Hayal gücünün yedi yıla yakın bir süredir topraklarımızın zengin kültürel mirasından beslenmekte olduğunu" söyleyen Bıçakçı'nın tasarladığı her bir parçada bunu görmek mümkün. "Kâh Bizans krallarının, Osmanlı padişahlarının zihnime nimet yağdıran hikâyelerinden yola çıkarak yüzükler meydana getirmiş, kâh Mevlânâ'nın 'Dinle Neyden' öğüdünü izlemiş, birliği, sevgiyi öven çalışmalar ortaya koymuş; kâh meyvesinden börtü böceğine tüm nimetlerini mücevhere dönüştürmemi isteyen sese kulak vermişimdir. Bu sefer Istanbul'a sadece altı saat uzaklıkta ve büyüleyici güzellikte bir bölge, Ida ya da günümüzdeki ismiyle Kaz Dağı şimdiki çalışmalarıma ilham veriyor." cümleleri tasarımların sadece moda ve trendlerle ilgili olmadığını anlatmaya yetiyor. Heykelsi zeytin ağaçları, berrak dereleri, yüksek kesimlerindeki ulu çamları ve kekik otu kokulu, oksijen zengini havasıyla gerçek bir tabiat hazinesi olan Kaz Dağları aynı zamanda Troya'nın erken tarihini şekillendiren bir sürü efsaneye sahne olmuş. Altına değil, kültürel mirasa talibim Kaz Dağı şimdilerde ise siyanür ve altın ile anılır oldu. Sevan Bıçakçı ise altın ile uğraşan biri olmasına rağmen buradaki altına değil de kültürel mirasa talip olduğunu anlatıyor. Güzelim tepelerden, vadilerden kazıyarak çıkarılacak altının toplam ağırlığından çok daha büyük bir değere sahip olduğunu göstermenin bir yolu olmalı düşüncesi ile yola çıkan Bıçakçı binlerce inci, pırlanta, elmas ve değerli taşlarla şekillendirdiği Ida koleksiyonunda tarihî dokuyu parmaklara hediye ediyor. Ida'dan alacağım şeyler temiz havası, hikâyeleri ve sınırsız ilham. Altınına dokunmayacağım." diyen Sevan, altının sadece mücevher olmadığını, aynı zamanda kültürel bir değer olabileceğine yeni koleksiyonu ile anlatıyor. El işçiliğiyle hazırlanan tasarımlara büyük bir özen gösterilmiş. Bütün ürünlerinde çok fazla taş bulunmasına rağmen antik ve asil görüntü her bir parçanın koleksiyon niteliği kazanmasında etkili oluyor. Pırlantanın ışığını seven Bıçakçı, taşları adeta heykeltıraş gibi biçimlendirerek, minyatür şehirleri, sütunları mücevherlere işliyor. Kocaman taşların içlerine akıl almaz yöntemle işlenen gravürler, resimler adeta müze geziyor izlenimi uyandırıyor. Bu denli büyük tarihî eserlerin birer mücevher olarak yüzlerce kez küçültüldüğü ve yeniden yorumlandığı halde bu derece çok şeyi aynı anda anlatıyor olması tasarım dünyası ve takipçileri adına önemli bir gösteri. Sevan Bıçakçı'nın tasarladığı mücevherleri taşıyanlar arasında Halle Berry, Angie Harmon, Brooke Shields, Kim Raver, Elizabeth Hurley, Liv Tyler, Catherine Zeta Jones, Mary Kate ve Ashley Olsen, Tory Burch, Celine Dion, Elizabeth Wiatt ve Lizzie Tisch, İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth var. |